alyazmalimsinn.blogcu.com


Astım hastaları kendini korusun

9/12/2009 · Kategori: saglik


Kış geldi, en sık astım atakları bu mevsimde..

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Memduh Cinalioğlu, özellikle kış aylarında hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde astım hastalarında çok sık astım atakları oluştuğuna dikkat çekerek, bu hastalara hava kirliliğinin yoğun olduğu saatlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamalarını önerdi.

Astımın genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak gelişen, değişik sebeplerle aşırı duyarlılık sonucu solunum yollarının kasılması ve buna bağlı olarak daralması ile karakterize olup, geri dönüşümlü bir nefes yolu hastalığı olduğunu belirten Cinalioğlu, astımın alerjik kökenli ve hastanın yapısından kaynaklanan özelliklerle iki türde oluştuğunu kaydetti. Özellikle kış aylarında yaşanan hava kirliliğinin astımı tetiklediğine dikkat çeken Dr. Memduh Cinalioğlu "Astım, özellikle kış aylarında hava değişiminin yoğun olduğu, bahar aylarında polenlerin yoğun olduğu dönemlerde daha sıklıkla rastladığımız öksürük, hırıltılı solunum, nefeste daralma ile seyreden bir hastalıktır. Aydın�da özellikle kış aylarına hava kirliliğinin fazla olduğu dönemlerde astım ataklarıyla daha sık karşılaşılıyor. Astım rahatsızlığı bulunan hastalarımızın mecbur kalmadıkça hava kirliliğinin yoğun olduğu saatlerde evlerinden dışarı çıkmamalarını öneriyoruz" dedi.

"EN ÖNEMLİ TEDBİLERDEN BİRİ SİGARA'DAN UZAK DURMAK"
Astım hastalığına yakalanmamak için çeşitli tedbirlerin alınması gerektiğini, ancak en önemli tedbirin başında sigara geldiğini hatırlatan BSK Aydın Anka Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Memduh Cinalioğlu "Sigaranın yaşamdan uzaklaştırılması gerekiyor. Hava kirliliğinden de kaçınmak önemli. Alerjik yapısı olan insanların alerjenlerden mümkün olduğunca kaçınması, bahar aylarında polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pikniklerde dikkat edilmesi gerekir. Özellikle hanımların tuz ruhu, porçöz gibi kimyasal maddelerle iç içe olması çok ciddi nefes yollarında iritasyon oluşturarak bu tip astım ataklarının oluşumuna

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Şifalı bitkiler uzmanından domuz gribi ilacı

8/12/2009 · Kategori: saglik

Şifalı bitkiler uzmanından domuz gribi ilacı

Şifalı Bitkiler Uzmanı Herbalist İbrahim Hakkari, Meksika'da ortaya çıkan ve şu ana kadar Türkiye'de yaklaşık 100 kişinin ölüme ve yüzlerce kişinin de hastaneye kaldırılmasına neden olan domuz gribine karşı koruyucu özellik taşıyan en iyi ilacın "incir ve anason" olduğunu iddia etti.

Herbalist İbrahim Hakkari, İbn-i Sina gibi ünlü tıp bilginlerinin kaynaklarından faydalanarak karaciğer ve sedef hastalığından sonra akciğer hastalıkları üzerinde de bir araştırma yaptığını söyledi. İbrahim Hakkari, bu araştırmanın sonunda gündemi meşgul eden domuz gribine karşı koruyucu özellik taşıyan yararlı gıdalardan "incir ve anason"un birlikte kullanılmasının gribe karşı panzehir olarak iyi geleceğini belirterek, "İbn- Sina'nın 'El kanun fit-tıb' kitabının ikinci cildinde akciğeri güçlendirici

gıdalar yer alıyor. Bunlardan incir ve anason bitkisi, genel özelliğinin sıcak ve kuru bir yapıda, akciğer organ yapısının ise soğuk ve nemli olmasından dolayı bu iki gıdanın akciğerleri yumuşattığı, öksürük, bronşit ve solunum yollarında dengeleme usulü vücuda kuvvet sağlayarak iyi geldiği tespit ediliyor. Bunun yanı sıra yine soğuk ve nemli yapılara sahip mide, bağırsak, göz ve beyin gibi hastalıklara da karşı iyi geliyor. Bu tedavilerde organ ve bitki yapılarının dikkate alınması gerekiyor. İbn-i

Sina'dan sonra gelen ve özellikle Osmanlı dönemindeki önemli hekimlerden Hayatizade Mustafa Efendi, eski Yunan ve Hint tıbbının birçok bilgini, önce teşhis amaçlı hasta organın hangi özellikte (sıcak veya soğuk) olduğunu belirledikten sonra, o organın yapısına uygun bitkileri de kullanarak başarılı tedavi metotları uygulamışlardır" dedi.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Hayat kurtaran 10 besin maddesi

8/12/2009 · Kategori: saglik

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin önemi, özellikle salgın hastalıklar döneminde giderek artarken, bunun en önemli yolunun sağlıklı beslenmeden geçtiği bildirildi.

Sağlıklı beslenmek için sofralardan eksik edilmemesi gereken besin maddeleri ise badem, elma, yaban mersini, brokoli, kırmızı mercimek, somon, ıspanak, tatlı patates, sebze suyu, buğday tohumu şeklinde sıralandı.

ABD'nin önde gelen sağlık merkezlerinden Mayo Clinic tarafından hazırlanan ve internette yayımlanan listedeki bu 10 besin maddesinin iyi birer vitamin, lif, mineral kaynağı olması, A ve E vitaminleri, beta karoten gibi fitonütrien ve antioksidan bileşikler olması, kalp hastalığı başta olmak üzere diğer hastalıkların riskini düşürmesi ve düşük kalorili olması şeklinde özetlenen ''altın'' kurallardan en az üçünü karşıladığı belirtildi.

Mayo Clinic uzmanları, 10 mükemmel besini neden sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini şöyle açıklıyor:

-KALBİN EN İYİ DOSTU, BADEM-

Mayo Clinic uzmanlarının, ''gözyaşı'' şeklinde tanımladığı bademin tam bir magnezyum, demir, kalsiyum, lif ve bazı kanserlerin gelişmesini ve kansızlığı önleyen, vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden riboflavin içerdiği ifade ediliyor.

Bademin bir porsiyonunda (23 adet) 75 miligram kalsiyum bulunuyor. Ayrıca, yine bir porsiyon badem, günlük alınması tavsiye edilen E vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor. Tüm kuruyemişler gibi badem en iyi bitkisel protein kaynaklarından biri ve kalbin ''en iyi dostu''. Badem yağı doymamış yağ olması nedeniyle kandaki kolesterol düzeyini düşürmeye yardımcı oluyor.

-KANSERİN DÜŞMANI, ELMA-

Elma, vücuda prostat, kolon ve akciğer kanser hücrelerini büyük oranda öldüren moleküler parçacıklar salan ve bu sayede kanserin vücutta ilerlemesine de engel olan pektin maddesinin ''mükemmel'' kaynağı olarak gösteriliyor. Elmada kandaki kolesterol ve glikoz düzeyini düşüren lifler bulunuyor.

Taze elma aynı zamanda çok iyi C vitamini kaynağı ve hücreleri koruyan bir antioksidan. Ayrıca bağ dokusunu, damarları korumaya ve demir emilimini sağlamaya yardımcı oluyor.

-KUVVETLİ ANTİOKSİDAN VE VİTAMİN ZENGİNİ BROKOLİ-

Brokoli, iyi birer kalsiyum, potasyum, folik asit ve lif kaynağı olmasının yanında kalp hastalığı, diyabet ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların önlenmesine yardımcı olan fitonütrienler içeriyor.

A ve C vitamini içeren brokoli, ayrıca hücre koruyucu antioksidanlar ihtiva ediyor.

-SAĞLIKLI YAŞLANMA İÇİN YABAN MERSİNİ-

Yaban mersini zengin bir fitonütrien bitkisel bileşik olarak gösteriliyor.Kızılcık gibi yaban mersinindeki fitonütrienler idrar yolu enfeksiyonları önlemeye yardımcı oluyor. Yaban mersini hafızayı güçlendirmeye yardımcı olurken, sağlıklı yaşlanma için vazgeçilmez bir besin olarak gösteriliyor.

Yaban mersini ayrıca düşük kalorili lif ve vitamin kaynağı. 84 kalori olan 1 fincan taze yaban mersini 3,6 gram lif ve 14 miligram C vitamini içeriyor.

-MERCİMEK KALBİN DOSTU, KANSERİN DÜŞMANI-

Kırmızı mercimek iyi bir demir, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır ve merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynayan thiamin (B1 vitamini) kaynağı.

Düşük kalori ve yağ içeren, protein ve lif kaynağı olan kırmızı mercimek, aynı zamanda kalp hastalığı ve kanser gibi kronik hastalıkları önleyen fitonütrien içeriyor.

-SOMON, MÜKEMMEL BİR PROTEİN VE OMEGA-3 KAYNAĞI-

Somon kalp krizini önleyen Omega-3 yağ asitleri açısından mükemmel bir kaynak. Omega-3, ani kardiyak ölümlere neden olabilen düzensiz kalp atışlarını önlüyor, trigliserid düzeyini düşürüyor, arter plaklardaki tıkanmanın büyümesini önlüyor, kan basıncını düşürüyor, inme riskini azaltıyor.

Mükemmel bir Omega-3 kaynağı olmasının yanı sıra somon, düşük kolesterol ve doymuş yağ içeren mükemmel bir protein kaynağı olarak gösteriliyor.

-ISPANAK BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİYOR, SAÇLARI VE CİLDİ GÜZELLEŞTİRİYOR-

Ispanak yüksek oranda vitamin A ve C ve folik asit içeriyor. Vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden bir vitamin olan riboflavin içermesinin yanı sıra, aynı zamanda B-6 vitamini, kalsiyum, demir ve magnezyum açısından iyi bir kaynak.

İçeriğindeki bileşikler bağışıklık sistemini güçlendirirken, sağlıklı saç ve cilt için de yardımcı oluyor.

-KANSER VE YAŞLANMA KARŞITI, TATLI PATATES-

Tatlı patatesin koyu turuncu-sarı renginin yüksek antioksidan ve beta karoten seviyesini gösterdiği bildirildi.

Patatesteki A vitaminin yapı taşı olan beta karoten, yaşlanmayı yavaşlatıyor, bazı kanser risklerini önlüyor. İyi bir lif kaynağı olan patates, B6, C ve E vitaminleriyle folik asit ve potasyum ihtiva ediyor.

Tüm sebzeler gibi tatlı patates de düşük yağ oranı ve kalorisiyle beslenme programının ''olmazsa olmazı'' şeklinde gösteriliyor. Küçük bir tatlı patateste sadece 54 kalori bulunuyor.

-KALP KRİZİNE KARŞI SEBZE SULARI-

Sebze suyu en çok vitamin, mineral ve besin değerleri açısından sebzede bulunan tüm yararlı bileşenleri içeriyor ve sebzeleri beslenme programına dahil etmenin oldukça kolay yolunu sunuyor.

Domates suyu ve domates içeren sebze suları iyi bir likopen kaynağı. Kalp krizi, prostat başta olmak üzere bazı kanser türlerinin riskini azaltan antioksidanlar içeriyor.

Başta hazır satılan domates suları olmak üzere bazı hazır sebze suları çok yüksek oranda sodyum içerebiliyor, dolayısıyla düşük sodyum çeşitlerinin seçilmesi öneriliyor.

-BUĞDAY TOHUMU BEYNE, CİLDE VE SİNDİRİME İYİ GELİYOR-

Çok önemli bir tahıl çeşidi olan buğdayın çok küçük bir parçası bile vitamin B-3 olarak da bilen ve yağ, protein ve karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesinde rol oynayan, beyin fonksiyonları, sağlıklı cildin korunması ve sindirim sistemi için önemli bir vitamin olan niasin zengini olarak tanımlanıyor.

B1 vitamini olarak bilinen ve merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynayan, zihinsel fonksiyonun korunmasını sağlayan, yetersiz alınması durumundaysa gözlerde güçsüzlük, zihin bulanıklığı yaratan thiamin, buğday tohumunda bolca bulunuyor.

Bu besin maddesi aynı zamanda bazı kanserlerin gelişmesini ve kansızlığı önleyen, vücudun enerji üretiminde önemli rol oynayan ve doku onarımına yardım eden riboflavin, E vitamini, folik asit, magnezyum, fosfor, potasyum, demir ve çinko açısından çok konsantre bir kaynak olarak gösteriliyor.

Buğday tohumu protein, lif ve bazı yağlar da içeriyor.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Yatak alırken bunlara dikkat edin

8/12/2009 · Kategori: saglik


Yatak alırken bunlara dikkat edin

Yanlış yatak, yastık ve yatış pozisyonu, bel ve boyun ağrılarına yol açabiliyor.

Uzmanlar, çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, gece süresince uzun zaman yatma sonucu omurgayı zorladığına dikkati çekerek, ''iyi bir yatağın vücudun gömülmesini engelleyecek kadar sert, vücut hatlarını koruyacak kadar rahat olması gerektiğini'' belirtiyor.

Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Ramatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Ataman, insanların 24 saatin önemli bir bölümünü yatakta istirahat ederek geçirdiğini, bu sürenin iyi dinlenmiş, kasları gevşemiş, rahat bir uyku almış olan bedenin ertesi güne hazır olabilmesi için gerekli olduğunu söyledi.

İnsanın, ömrünün yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiği için vücut yapısına uygun bir yatak tercih etmesinin bel, boyun ve sırt ağrılarının giderilebilmesinde çok önemli olduğunu belirten Ataman, ''İyi bir yatak, vücudun gömülmesini engelleyecek kadar sert, vücut hatlarını koruyacak kadar rahat olmalıdır'' dedi.

Ataman, ''çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, gece süresince uzun zaman yatma sonucu omurgayı zorlayarak, bel ve boyun ağrısına yol açabileceğine'' dikkati çekerek, omurga sağlığının korunabilmesi için yatakta, omurga ve disklerin üzerine en az yükün bindiği pozisyonda yatılması, yatağın konforunun buna uygun olması gerektiğini bildirdi.

Çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, omurganın en az zorlandığı ideal pozisyonun korunmasına olanak vermediğini ifade eden Ataman, ''Bu tür yataklar, omurganın doğal eğriliklerini uzun süre muhafaza edemez, doğal eğrilikler artar ya da tamamen kaybolur. Böyle olunca da bel omurlarını bir arada tutan bağlar aşırı derecede gerilir, sinirlerin çıktıkları foramenler (delikler) daralır, omurlar arasındaki disk üzerine aşırı yük biner'' diye konuştu.

-''HER ORTOPEDİK YATAK, BEL HASTASINA UYGUN OLMAYABİLİR''-

Ataman, omurga için ideal yatağın, doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, buna karşın eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayan özelliğe sahip olması gerektiğini belirterek, ''Sağlıklı kabul edilen yatakta, omurganın doğal eğrilikleri koruduğundan; disk, bağ, sinir gibi oluşumlar çok zorlanmaz ve bundan kaynaklanan ağrılar da ortaya çıkmaz'' dedi.

Tüm bel ağrılı hastalar için tek bir yatak tipi olmadığını vurgulayan Ataman, ''Bir yatak tipi bel ağrılı bir hasta için uyku kalitesi ve ağrıyı azaltmakta ideal olabilirken, bir başka hasta için tam tersi sonuç verebilmektedir. Bu nedenle uygun yatak, bir bakıma her hasta için iyi bir uyku uyuyabildiği, kendini en rahat ve konforlu hissettiği yataktır'' diye konuştu.

Ataman, yatağın, kullanılmaya başlandıktan sonra ne kadar süre özelliğini koruduğunun da çok önemli ifade ederek, belli bir süre sonra daha çok yatılan bölgelerde çukurluklar oluşması durumunda yatağın özelliğini yitirdiğini ve değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

-''İDEAL POZİSYON, SIRTÜSTÜ VE YAN YATIŞTIR''-

Ataman, çok sert zemin ya da yerde yatıldığında, kalkışta omurganın zorlayıp, bel ağrılarını daha da artırabildiğini ifade ederek, omurga için ''ideal pozisyonlarının sırtüstü ya da yan yatış'' olduğunu söyledi.

Yüzüstü yatmanın, bel çukurluğunun aşırı derecede artmasına yol açabildiği için bu pozisyonu önermediklerini belirten Ataman, pozisyonunun ankilozan spondilitli ve kalça ağrılı hastalar için uygun olabileceğini bildirdi.

Ataman, yatarken bacakların kalça ve dizlerden karına doğru bükülmesinin, bel açısını daha azalttığı için rahatlamayı sağladığını ifade ederek, şunları kaydetti:

''Dizler arasına bir yastık konularak yan yatmak çok rahatlatıcıdır, ancak bu tür bir desteğin uzun süreli kullanımı diz arkasındaki kasların kısalmasına yol açabilir. Bu da dik duruşu bozarak bel ağrısına neden olabileceği için böylesi bir destek zorunlu durumlarda ve kısa süre kullanılmalıdır. Bu pozisyon, diz ve kalça sorunlu hastalarda ve iltihaplı romatizması bulunanlara kesinlikle önerilmemektedir.

Yan yatarken hastanın iki bacağı arasına konacak yastık da omurga için faydalıdır, ayrıca yine yan yatarken bel çukurluğunun bir yastıkla doldurulması faydalı olabilir.''

-''BAŞ YASTIĞI ÇOK YÜKSEK OLMAMALI''-

Yastık seçiminin de özellikle boyun ağrılarının giderilmesinde çok etkili olduğunu anlatan Ataman, baş yastığının çok yüksek olmaması, baş ve boyuna normal pozisyonunu verdirecek yükseklikte olması gerektiğini bildirdi.

Ataman, özellikle yan yatış pozisyonunda başın yana düşmemesi, sırt üstü yatışta da arkaya sarkmaması gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:

''Yastık, boynun omurganın nötral adı verilen orta pozisyonu desteklenmelidir. Bunun için de kullanılan baş yastığının dışında ikinci bir yastık faydalı olabilir. Fazla yüksek olmayan ince bir yastık üzerine rulo bir yastık konularak boyun kaslarındaki zorlanma en aza indirilebilir.

Söz konusu yastık ense ve boynu destekleyerek başın yana veya arkaya düşmesini engeller. Bunun için ince bir rulo veya küçük bir bebek yastığı kullanılabilir. Ayrıca, boyun ağrısı olanlar, uzun süreli yolculuklarda özel bir seyahat yastığı kullanmalıdır.

Ankilozan spondilit gibi boynun öne doğru eğilmesine neden olan hastalıklarda, kişilerin çok ince bir yastık kullanmaları ve hatta zaman zaman yastıksız yatmaları önerilmektedir.''

Bel ağrına sebebiyet vermemek için yataktan kalkış pozisyonuna da dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Ataman, ''Sırtüstü yatan bir kişi ani olarak omurgasını doğrultarak kalkmamalıdır. Önce yan dönmeli sonra bacaklarını aşağıya sarkıtmalı, kolunu yana uzatıp yatağa dayanmalı ve gövdesini doğrultmalıdır. Daha sonra ayaklar yere bastıktan sonra bir süre bu pozisyonda kalınmalıdır. Bu kalkış tarzı düşük tansiyonlu hastalar için de önerilen bir pozisyondur'' tavsiyesinde bulundu.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Huntron Scanners

20/11/2009 · Kategori: teknoloji

Add Scanning Capabilites to Your Huntron Tracker Model 30 System

 

Adding a Huntron® Scanner to your Tracker Model 30 system lets you access components using standard DIP clips and cables, custom cables to PCB connectors or interface to a bed-of-nails.
You can compare one component with another in real-time (64 pins max.) or use your PC to automate testing and scan up to 128 pins.
Huntron Scanners can be used with a Huntron Access Prober to provide Common line connections while the Prober is probing a PCB. This method gives you up to 128 selectable Commons to use. For example, you can connect the Scanner to a connector on a PCB mounted in the Prober using a common ribbon style cable. While the Prober is probing, any one of the lines on the connected ribbon cable can be selected as the Common reference. This would provide you true point-to-point testing capabilities.
Note: The ProTrack Scanner will be replaced by the Scanner II and/or the Scanner 31S effective 1/1/2008. This applies to commercial sales only.


Scanner II and Scaner 31S users may want to consider these Optional Accessories to enhance their test capabilities.

Highlights:

·         The Scanner II and Scanner 31S accessories add scanning capability to the Tracker Model 30

·         All Scanners have a minimum 64 pin capability

·         The Scanner II can scan up to 128 pins when the A and B channels are combined

·         The Scanner 31S use standard IDC style connectors

·         The Scanner II uses the common SCSI-2 (68 pin) style connectors

·         Up to 8 Scanner IIs can be “daisy-chained” to increase the available number of test pins

Selecting Accessories for your Scanner II
The Scanner II accessories for interfacing to your printed circuit board come "ala carte". This means that you select the accessories you want included with your Scanner. Choose from SMT or through-hole style DIP clip and cable kits (Scanner Adapter required with Scanner II) or a mutli-pin breakout cable. Details on these accessories are provided on this page.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Neden seks yaparız?

19/11/2009 · Kategori: yasam

Seksin zevk almaktan başka bir amacı var mıdır?


Cinsellik ve seks farklı kavramlardır! Peki, insan neden seks yapar? Seks yapmanın amaçları nelerdir? Seksin zevk almaktan başka bir amacı var mıdır?

İnsan doğumundan itibaren cinsel bir varlıktır ve yaradılışının gereği olarak da cinselliği yaşamak ister. Bir başkasıyla cinselliği paylaşmanın en sevgi dolu ve keyifli yolu seks yapmaktır. Peki, insan neden seks yapar? Seks yapmanın amaçları nelerdir? Seksin zevk almaktan başka bir amacı var mıdır?

Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), seks yapmamızın nedenleri hakkında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Cinsellik ve seks farklı kavramlardır!

Toplumumuzda cinsellik ve seks kavramlarının birbirine karıştırıldığını söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Cinsellik denildiğinde çoğumuzun aklına seks gelmektedir. Oysa ki cinsellik; psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan çok boyutlu bir kavramdır ve insanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin tümüdür. Kişinin cinsiyeti, ses tonu, giyimi, saç şekli, yürüyüşü, oturuş şekli, cinsel kimliği cinselliğinin bir parçasıdır.

Seks ise; birbirini seven iki insan arasında yaşanan bir eylemdir; dokunma, öpüşme, sevişme gibi eylemleri içerir; sevginin ve zevkin, ruhun ve bedenin paylaşımıdır.” dedi.

Kadınların seksten zevk alması kimi toplumlarda yasaklanmıştı ve hoş karşılanmazdı.

Tarih boyunca insanın neden seks yaptığının çok tartışıldığını ifade eden CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak, seksin günümüzde en önemli amacının zevk almak haline geldiğinin altını çizerek şu açıklamada bulundu:

“Eski devirlerde seks sadece üreme amaçlı bir eylem olarak görülürdü. Zevk almak, özellikle de kadınların seksten zevk alması kimi toplumlarda yasaklanmıştı ve hoş karşılanmazdı. Bu durum ülkemizde de bazı bölgelerde hala geçerli bir düşünce olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tarih boyunca seksin tabu olduğu, sadece belli bir zümrenin yapmaya hakkı olan bir eylem olarak görüldüğü dönemler olduğu gibi, özgürlüklerin sınırsızca yaşandığı ve her türlü cinsel eylemin serbest olduğu dönemler ve toplumlar da vardı. Günümüzde seksin üreme amacı ikinci planda olup, en önemli amacı zevk almak haline gelmiştir”.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Powered by a 100MHz DSP platform using FPGA technology

18/11/2009 · Kategori: teknoloji


Welcome to the Dakota Ultrasonics website!

We are a manufacturer of industrial ultrasonic testing equipment most commonly used in the petrochemical, aerospace, automotive, and other generally related industries. The pages that follow will provide you with general information regarding our products. If you have any questions, need technical support, or have a request for custom items, please contact us at your leisure using the information provided on this site.

Our products are commonly used to determine the thickness of a variety of materials by making contact with only one side of the material being tested. They have the ability to detect very fine pits, flaws, and porosity in materials without having to destroy the material or parts being tested. This is done by converting the transit time of a sound wave, sent into and reflecting back from a defect or opposite surface in the test material, into a length measurement. This technique uses principles similar to that of sonar.

We also manufacture a line of ultrasonic bolting equipment that very accurately measures the stress, elongation, and load in threaded fasteners. These products are typically used in critical bolting applications where extreme accuracy is needed. If you have any specific or specialized bolting applications in mind, be sure to contact us to discuss your requirements in detail

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

FOREX EDUCATION | FOREX TRAINING

11/11/2009 · Kategori: finans

Do you have what it takes to become a successful Forex Trader?Forex trading, or any trading for that matter, is an occupation that requires experience and the accumulation of proficiency not unlike any other highly skilled profession. Whether you are a leading executive at a major publically traded company, a professional golfer or trading from your kitchen table, there are 5 key ingredients that one must possess in order to become successful.1. You must be Passionate about what you do.As Forex traders we all face one unique set of circumstances that does not exist in any other profession. We get rewarded for when we succeed and equally punished when we don’t! Could you image a corporate worker ne quarter receiving a significant accomplishment bonus and the next quarter actually getting  money taken from their paycheck for missing performance targets? Not on your life!We do as Forex traders and that is why passion for what you do will carry you through the tough times that are part of your trading business. Asked yourself why you trade currencies and would you still do it if Forex were not potentially lucrative? Your answers will be quite revealing. You’ve got to feel your passion for trading!2. You have to Apply Yourself and work hard at it.I talk to so many people that enter into Forex trading with the aspiration of getting rich quick. Without putting the time and energy into really getting good at trading I see them jump from strategy to strategy looking for the goose that will lay the golden egg and eventually quitting while blaming everything else, except the true cause.I got news for you you are the goose and your Forex education is the golden egg. The magic has always resided with the magician and not some strategy. Work hard at trading and the rewards will ventually come your way. Remember what Tiger Woods said, “Funny, the harder I work the luckier I get.” Apply yourself as a trader and it will be no accident when your account begins to lossom.3. You must Focus to really get good at what you do.Now here is the hurdle most Forex traders struggle to get over. You have the passion and you are applying yourself to your trade, now focus and really get good at just at what you are doing. Be the expert to the experts at just that one thing. Become the master of a strategy or risk management ethodologies. Really focus on getting good at it. Stop jumping around or getting pulled from the last “latest and greatest” into the next “latest and greatest” and focus on one aspect of forex trading and know it inside out. Know it strengths and weakness. Set your sights on becoming expert on just one aspect of trading and watch it spill over in all other aspects for
your currency trading. This is the time to fail forward fast, use every setback as a learning opportunity that will propel you 3-steps ahead!4. You must Push Yourself beyond the point everyone else might have quite.In Forex Trading this is simple. Assume there is someone on the other side of your trade that is pushing themselves and sharpening their edge. To be successful you must you must do the same thing. Now is the time to examine your mental edge. Do you know the single most critical factor in any currency trade? It is you, the trader!
Sharpening you mental edge is the most difficult aspect of trading, but also the most ewarding.Start with your Forex education and gain the self-awareness necessary to maximize your strengths and suppress your weaknesses. Any expert will tell you that trading is 80% mental. It’s time to sharpen your trading to the razor’s edge and you do this through Forex education. A constant and never ending process that will become the cornerstone of your Forex experience.5. You must, without wavering, be Determined and Persist to your objective.You will fail. I can state that emphatically. However, you will not be defeated unless
you allow your failures to control your trading. It is the old adage; failure is not falling of your horse, failure is refusing to get back on. Your success depends on your ability to dismiss the criticism, rejection, self-doubt and pressures associated with Forex trading.Defining what is a winning trade, losing trade and bad trade will go a long way into developing you as a successful trader. Without the determination and persistence in all aspects of your trading life, obstacle will definitely appear closer and larger than they actually are.Take a moment and assess yourself and your trading. Do you have the key elements to succeed? Which areas are presents development opportunities? When conducting a self-evaluation it is critical to be totally upfront and honest with yourself. After all, you will only be dishonest with yourself. One of the most interesting observations you can make is that all key success factors are interwoven. One factor supports the other. This is why your Forex education is a continuous journey of forex strategy, money management and self-mastery. Set these factors as your Forex education goals and take your currency trading to new heights.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

VSEP TECHNOLOGY

7/11/2009 · Kategori: teknoloji

 

The disk stack is oscillated above a torsion spring that moves the stack back and forth approximately 7/8 inches (2.22 centimeters). This motion is analogous to the agitator of a washing machine but occurs at a speed faster than that which can be perceived by the human eye.

The oscillation produces a shear at the membrane surface of about 150,000 inverse seconds (equivalent to over 200 G's of force), which is approximately ten times the shear rate of the best conventional cross-flow systems. More importantly, the shear in a VSEP System is focused at the membrane surface where it is cost effective and most useful in preventing fouling, while the bulk fluid between the membrane disks moves very little.

 Because VSEP does not depend on feed flow induced shearing forces, the feed slurry can become extremely viscous and still be successfully dewatered. The concentrate is essentially extruded between the vibrating disc elements and exits the machine once it reaches the desired concentration level. Thus, VSEP Systems can be run in a single pass through the system, eliminating the need for costly working tanks, ancillary equipment and associated valving.

The disc pack holdup volume of a system with 1,400 ft2 (130 sq. meters) of membrane area, is less than 50 gallons (189 liters). As a result, product recovery in batch processes can be extremely high. Waste after draining the stack is less than 3 gallons

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

ASC process systems

6/11/2009 · Kategori: teknoloji


ASC is a leading manufacturer of specialized process equipment, control systems, and custom manufacturing software used in the composites, plastics, glass, solar, lumber, and concrete, coatings, and finishing industries. Our product lines include composite autoclaves, glass-laminating autoclaves, concrete autoclaves, industrial ovens, composite ovens, electroplating automation systems, process control software, autoclave control software, oven control software, and crane and hoist control software including scheduling. We're located in Los Angeles, CA and support thousands o

Autoclaves and other equipment

ASC manufactures a range of process equipment, including autoclaves, ovens, presses, heating systems, cooling systems, vacuum systems, and specialty pressure equipment. We also buy and sell used equipment.

systems and hundreds of customers w

Control & power systems

ASC is a leading supplier of control and power systems for a wide variety of equipment and industries. We specialize in PC-based and PLC-based control solutions. Our PC-based systems typically feature our industry-standard CPC control software package.

orldwide.

Software for controls and manufacturing

ASC can develop custom software solutions for a wide variety of manufacturing applications. Our CPC software is the world's leading software for control of autoclaves, ovens, and many other applications. Our FLEXTIME software is also the leading PC-based solution for electro-plating and anodizing control

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Dynisco History

6/11/2009 · Kategori: seyahat



Established in 1953, Dynisco was one of the first companies to apply strain gauge technology to pressure transducers for a variety of markets and industries and the first company to design a transducer specifically to measure melt pressure during the extrusion process. In addition, over the years, Dynisco has grown through acquisition to include products such as melt indexers, rheometers, polymer evalutaion equipment and other auxiliary equipment for polymer processing and plastics extrusion.

Dedication to our ISO 9001:2000 certification assures that all Dynisco products are designed and manufactured to the highest quality standards. And our products are backed by a comprehensive service and repair program and unmatched technical support. Our experience, expertise, and service all are directed toward improving product quality and manufacturing efficiency for our customers.

Dynisco has a network of Manufacturing Sites and Sales Offices around the Globe, many of whom have over twenty years of experience with our products. Also, sales representatives and distributors worldwide supplement these direct offices throughout Europe and the Pacific Rim.
Today, Dynisco is the international leader in pressure and temperature measurement and control products for the plastics industry. We've solved some of the most challenging measurement problems in extrusion, molding, process control and general industrial applications. Our sensors meet the rigid standards of approval agencies such as CE, FM, SIRA, PTB, CSA and others. We've built our reputation by providing high accuracy pressure measurement at high temperatures, with transducers that withstand the most abrasive and corrosive production environments. Continued investment in R&D allows Dynisco to offer hundreds of models of transducers and transmitters and the latest sensing technologies.

Our extensive line of polymer testing equipment grew from Kayeness, Inc., which Dynisco acquired in 1987. Today we supply both on-line and laboratory capillary rheometers, laboratory melt indexers, on-line slit rheometers, on-line infrared analysis, a variety of impact testers, coefficient of friction testers, contact angle testers, film tensile testers and other small test devices. Through our innovative work with electronics and mechanical design, we’ve carved a niche in the polymer test marketplace by providing the highest performance per cost ratio in the business. Dynisco meets the physical testing needs of the plastics, food, and rubber industries by providing high quality equipment and services at low cost.

In 1990 Dynisco acquired Normag Gear Pumps and followed that by adding Extek Screen Changers in 1994. Extrusion processors worldwide came to rely on Dynisco gear pumps and screen changers to meet their most demanding specifications for sheet, cast film, profile, tubing, pipe, wire and cable or compounding applications. The Beringer product line was acquired by Madison Capital Group in 1998. It was combined with the Extrusion group. The Beringer product line included screen changers, cleaning ovens, and pelletizers. In 2006 the Extrusion group was divested to Xaloy in 2006, now known as Xaloy Extrusion.

On December 15th, 2006 Roper Industries, Inc. of Duluth, GA (NYSE: ROP) acquired Dynisco LLC from Audax Group of Boston, MA. Dynisco has been added to the Roper’s Energy Systems & Controls segment.

Roper Industries is a diversified industrial company that produces engineered products for global niche markets. We are well positioned in attractive end markets, and our strong operating capabilities enable us to convert this potential into profitable growth and cash flow. We are focused on executing our growth strategy to create value for our investors.

Dynisco,LLC has been built on the principles of innovative products, quality workmanship and outstanding service. Customers around the world have come to depend on Dynisco.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Hotel Atitlan - Shadyside Inn Suites

5/11/2009 · Kategori: seyahat

With Brian (Nathan's Friend who had come to join us for a week) in tow we visited Lake Atitlan for a couple of days and stayed at the beautiful Hotel Atitlan just outside of Panajachel. Atitlan is definitely one of the most beautiful lakes in the world with amazing volcano views and a magical aura about it.
Hotel Atitlan grounds
Hotel Atitlan grounds

After sipping on wonderful margaritas for a day, we took a boat tour around the lake, first visiting the most important indigenous town of Santiago Atitlan. The highlight was probably the indigenous culture and also Maximon, a fun Mayan god who drinks lots of Alcohol and smokes like crazy.

Shadyside Inn Suites is different. Your idea of staying in a hotel is about to change. Our suites are not typical hotel rooms. In fact we do not have rooms; we only offer suites. Why are we different? Your suite is a fully furnished apartment with the same amenities as a hotel located in a residential neighborhood. It’s not just any neighborhood, it's Shadyside, Pittsburgh’s most quaint, trendy, and upscale urban area. Picture Boston’s Newberry Street, or New York’s East Village and you will get an idea of what the Shadyside area is like.

Imagine having your own apartment in the best location in Pittsburgh for as little as a day or for as long as a lifetime. Shadyside Inn Suites is as flexible as you need. Only going to be here for a night? Why not have your own fully equipped apartment? Need somewhere to stay for a month while your house is renovated? Shadyside Inn Suites is your answer. Looking to attend the University for only nine months? Shadyside Inn Suites can accommodate. Think this is going to cost you more than a hotel? Not even close. Our rates are lower, our suites are double the size of any hotel in the area, our parking is free, and our location is unrivaled.

Our suites are located within a block or two of some of the best dining, entertainment, and shopping in Pittsburgh. At your door are 135+ shops, 15+ restaurants and some of the best nightlife in the area. Shop in small boutiques, visit your favorite national store, and dine on cuisines from all over the world. Shadyside living is unmatched.

Stay in Shadyside and still be approximately 4 miles from Downtown Pittsburgh and the Convention Center and less than 1 mile from the following hospitals: Presbyterian, Montefiore, Magee Women's, Falk Clinic, West Penn, Children's, Shadyside Hospital, and Western Psychiatric

Within 1 mile of the Shadyside Inn Suites is The Carnegie Museum of Art, The Museum of Natural History, The University of Pittsburgh, Carnegie Mellon University Chatham College, and Carlow College.

Besides coming for a visit, the best way to learn about our story is read what other people have said about us. Please click on the following links to read what the professionals have to say.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Sullivan and Sons

5/11/2009 · Kategori: teknoloji

Our 18,000 sq. ft. warehouse is full of many types of instruments and valves ready to be rebuilt to your specifications. All of our products are rebuilt to exacting standards, then calibrated using some of the latest calibration technology available. Our products are then shipped to you looking like new and ready to install.

Sullivan and Sons, Inc. has been selling instrumentation and valves for over 20 years. Our remanufactured items sell for 40-75% off retail. We strive to provide quality products with quick lead times. The business of remanufactured instrumentation and valves is a competitive market and we differentiate ourselves by providing a superior product and customer service with a friendly attitude. We are a family owned business that truly cares about resolving your problems quickly and with minimal difficulties.

 


Full Repair Facility
We have a full repair shop that services all major manufacturer brands. Just send us your instruments or valves and we will evaluate for FREE and give you a repair estimate. Our top-notch repair service will save you TIME and MONEY.
The repairs on our control valves include disassembly, sandblasting, resurfacing of gasket surfaces, replacement of all soft parts, replacement or repair of trim, reassembly, and shell and leak test. A two year warranty is available on our control valves.


Valve Repairs

Instrument Repairs
Our 18,000 sq. ft. warehouse is full of many types of instruments and valves ready to be rebuilt to your specifications. We recently upgraded our valve shop with the latest technology and we have additional personnel to increase our production and decrease our lead times.

All of our items are rebuilt to exacting standards, then calibrated using some of the latest calibration technology available. Our products are then shipped to you looking like new and ready to install.

http://www.sullivanandsons.com/repair.shtml

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

High Flow Range Mass Coriolis Flow Meter

5/11/2009 · Kategori: teknoloji

Ideal for the measurement of flow, density and temperature of liquids and slurries, such as aggressive or contaminated, sanitary or particle-filled fluids.Features:
Flow ranges from 60 to 60K Kg/Hr (2.2 to 1650 lb/min)
Accuracy up to 0.25% of reading
Materials: flow tubes - 316 L, splitter flanges - 316 Ti, housing - cast iron
Process temperature -40°F to 356°F
Ambient temperature -40°F to 140°F
Wide flow ranges
ACCURATE AND RELIABLEThis meter has the ability to maintain high accuracy, despite changing viscosity conditions, with accuracy of +0.25% of reading.

EASY CLEANING
The ACM series has smooth stainless steel tubes and no moving parts, and is therefore very easy to flush and clean.

MULTI-TASKINGThe ACM series of mass coriolis flow meters measure flow, density and temperature.

MATERIAL COMPATIBILITY
Because of the meter's 316 stainless steel flow tubes, the ACM series can measure a wide range of materials.

VARIETY OF ELECTRONICS
Electronics available for the ACM series include a local, hazardous rated display and a remote, panel-mount digital display

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

saman nezlesi

4/11/2009 · Kategori: saglik

 

Saman nezlesi özellikle bahar aylarında birçok kişinin kabusu. 'Mevsimsel alerjik rinit' de denilen bu sorun çim, ağaç, çiçek veya tohum polenlerinin burunda alerjik bir durum yaratmasıyla meydana geliyor. Saman nezlesinde; burunda akıntı ve tıkanıklık oluşuyor. Gözlerin sulanması, yanması, göz altı morlukları, öksürük ve sık sık hapşırma, saman nezlesinin başlıca belirtileridir. Bunlara uykusuzluk ve yorgunluk da eklenince, bahar ayları çekilmez hale gelir.

DOKTORA GİDİN
İş hayatını ve okul performansını bile olumsuz etkileyen saman nezlesi, daha ciddi sorunlara da yol açabilir. Bazen sinüslerin iltihaplanmasına, hatta orta kulak enfeksiyonlarına yol açar. Bu nedenle saman nezleniz olduğunu düşünüyorsanız mutlaka doktora başvurun. Tam olarak hangi maddelere alerjik olduğunuz cilt ve kan testleriyle araştırılıp, size uygun tedavi bulunsun. Saman nezlesiniz varsa burun spreyleri, antihistaminik ilaçlar, burun akıntısını önleyen dekonjestantlar veya göz damlalarından yararlanabilirsiniz. Bu tedavileri alerjinizin başlamasını beklemeden uygulamanız, bahar aylarını daha rahat geçirmenizi sağlar.

KLİMA KULLANMAYIN!

Bu tedaviler işe yaramazsa doktorunuzun önerisiyle alerji iğnelerini de deneyebilirsiniz. C vitamini, quercetin ve balık yağı gibi destekler de saman nezlesine iyi geliyor. İlaç tedavisinin yanı sıra, uygulayabileceğiniz başka önlemler de var. Polen mevsiminde kapı ve pencereleri kapayıp, çamaşırlarınızı içeri asın. Ev veya arabanızda klima kullanmanız sizi bu alerjenlerden uzak tutar. Rüzgarlı günlerde ve polenlerin daha yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Bu dönemde sigara kullanmamanız da şart! Eğer doğal bir çözüm arıyorsanız; başınızı bir tarafa doğru yatırmanız ve tuzlu suyu bir burun deliğinize damlatıp diğerinden akmasına izin vermeniz yeterli olacaktır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Banka kârları düşürülmeli

30/10/2009 · Kategori: finans

George Soros, büyük bankaların ne kadar zarar etse de devlet tarafından kurtarılacağını söyledi

Macar asıllı Amerikalı uluslararası yatırımcı ve Soros Fon Yönetimi Başkanı George Soros'un, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki Macaristan Bilimler Akademisi'nde verdiği konferanslar zinciri başladı.

Budapeşte'de hizmet veren Orta Avrupa Üniversitesi (CEU) tarafından düzenlenen ve 5 gün sürecek olan konferanslar zincirinin ilk gününde konuşan George Soros, ''Küresel ekonomik krizin atlatılması için banka karlarının düşürülmesinin şart'' olduğunu söyledi. Soros, bununla ilgili yasaların çıkarılması gerektiğini belirterek, büyük bankaların, küresel ekonomik kriz nedeniyle ne kadar zarar etse de devlet desteği ile iflastan kurtulabileceğini kaydetti. Küçük bankaların krizden çıkamayarak batacağını savunan Soros, bu alanda reformların yapılması gerektiğini ifade etti.

George Soros, Budapeşte'de, ekonomi, para piyasasında refleks, ekonomi felsefesi, siyasette ekonomi ve Çin'in ekonomik ve siyasi büyümesi konularında konferanslar vermeye devam edecek.

 AA

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Akbank ilk çeyrekte karda

30/10/2009 · Kategori: finans

Akbank'tan yapılan açıklamaya göre, geçen yıl aynı dönem karı olağanüstü kalemler arındırıldıktan sonra 495 milyon lira olan Akbank'ın ilk çeyrek karı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 arttı.

Yılın ilk çeyreğinde Akbank 569 milyon lira net kar elde etti.
Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Akbank'ın güçlü sermayesi, geniş mevduat tabanı ve yüksek likiditesi ile Türkiye ekonomisinin büyümesine destek olarak üzerine düşen görevi yerine getirmeye devam ettiğini belirtti.

Kurtul, global ekonomide yaşanan olumsuzlukların Türkiye'ye yansımalarına karşın Akbank'ın takipteki kredi alacaklarının sektör ortalamasının oldukça altında kalarak yüzde 3 olarak gerçekleştiğini ve toplam tutarı 1 milyar 454 milyon lira olan takipteki kredi alacaklarının tamamı için yüzde 100 karşılık ayrıldığını vurguladı.

Akbank'ın sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 17,6 olduğuna dikkati çeken Kurtul, bu oranın sadece Türk bankacılık sektöründe değil, global bankalar arasında da en yüksek oranlardan biri olduğunu bildirdi.
Zafer Kurtul, şunları kaydetti:

“Bankamız, güçlü özkaynakları, yaygın müşteri tabanı ve riske duyarlı titiz yönetimi ile 2009 yılının ilk çeyreğinde sağlıklı yapısını daha da kuvvetlendirerek hedeflediği neticeleri elde etmiştir. Bankamızın bu üstün performansının arkasında 15 bin çalışanının disiplinli ve özverili çalışması en önemli etkenlerden bir tanesidir. Akbank sektörün ve Türkiye ekonomisinin gelişiminde her zaman başrolü oynamıştır ve oynamaya devam edecektir. Kriz yılı olarak tabir edilen 2008 yılının başında toplam personel adedimiz 13 bin 513 iken aynı yılın sonunda 15 bin 127'ye ulaşmıştır. Bu dönemde sektörde net personel artışı yaklaşık yüzde 8 olurken Akbank'taki net personel sayısı artışı yaklaşık yüzde 12 ile sektörün yüzde 50 üzerinde gerçekleşmiştir. Akbank, Türkiye için istihdam ve ekonomik değer yaratmaya, yatırım yapmaya önümüzdeki dönemlerde de devam edecektir.”

Bunun en güzel örneğinin, Akbank Bankacılık Merkezinin temelinin geçtiğimiz günlerde atılması olduğunu belirten Kurtul, Akbank Banking Center (ABC) adı verilen bu merkez için, büyük bölümü 2009 yılı içinde olmak üzere, toplam 125 milyon lira yatırım yapılacağını bildirdi.

Kurtul, 2010 yılında hizmete girecek ve 5 bin kişilik kapasiteye sahip olacak bu merkezin Türkiye ve çevresindeki bölgede en yüksek işlem hacmine sahip bankacılık merkezi olmasını amaçladıklarını, merkezin ayrıca çalışanların motivasyonunu yükseltecek, çevreye duyarlı bir
bina olmasını hedeflediklerini kaydetti.

http://www.ensonhaber.com/ekonomi/203386/akbank-ilk-ceyrekte-karda.html

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Tüm ATM'ler birleşti

30/10/2009 · Kategori: finans

Tüm ATM'ler birleşti

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) koordinasyonunda çalışmaları yapılan ve Türkiye'de ATM hizmeti veren 26 bankanın da katıldığı Ortak ATM paylaşımına geçiş bugün itibariyle başlıyor.

BKM'den yapılan yazılı açıklamada, yeni sistem ile banka kartı sahiplerinin, tüm bankaların ATM'lerinden para çekebilecekleri ve bakiye sorgulama yapabilecekleri kaydedildi.

Açıklamaya göre, yine BKM tarafından uygulamaya sokulacak hizmet ile kullanıcılar, kendilerine en yakın ATM'ye cep telefonları ya da internet üzerinden ulaşabilecek.

Avrupa'da ilk kez bir ülkede, ATM hizmeti veren tüm bankaların, kart kullanıcılarının işlemlerini kolaylaştıracak ortak bir hizmet protokolüne imza attıkları vurgulanan açıklamada, proje için mevcut altyapısını geliştiren ve ciddi yatırımlar gerçekleştiren BKM'nin, proje için çalışmalarına iki yıl önce başladığı hatırlatıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen BKM Genel Müdürü Sertaç Özinal, projenin asıl hedefinin kart kullanıcılarına daha yaygın bir ATM hizmeti sunmak olduğunu dile getirerek, projenin ekonomiye ciddi katkılar sağlayacağını vurguladı.

Ortak ATM Sistemi ile şu an 22 bin adet olan ATM'den, 35 bin ATM'lik verim elde edileceğini belirten Özinal, para çekme işleminin kolaylaşması ile piyasada sirkülasyondaki para hacminin artacağını, nakit dolaşımının hızlanacağını, ekonominin kayıt altına alınmasına destek sağlanmış olacağını ve ülke ekonomisinin canlanacağını ifade etti.

Özinal, ''Ekim sonrası artan işlem hacmi ile birlikte 2009 yılı sonunda yıllık toplam işlem adedinin artacağını öngörüyoruz, ayrıca 2010 yılındaki artışın da yüzde 30 oranına ulaşmasını bekliyoruz. Verimlilikteki bu farkın ekonomiye katkısı yaklaşık 300 milyon doları bulacak'' dedi. http://www.stargazete.com/ekonomi/tum-atm-ler-birlesti-haber-216248.htm

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Restleşme faizi: % 8.48

28/10/2009 · Kategori: finans



Hazine, bankalarla yaptığı toplantıda "2010'da ödeyeceğim miktardan fazla borç alacağım" demesi bankalardan "Karşılamayız" tepkisine neden oldu, faiz yükseldi
Hazine, 2010 yılına ilişkin borçlanma programını görüşmek üzere piyasa yapıcı bankacılarla yapılan toplantıdaki restleşme faizi salladı. Restleşmenin nedeni Hazine'nin 2010'un ilk yarısı için piyasadan almayı düşündüğü borç miktarına bankaların itirazları. Yapılan hesaplamalara göre Hazine 2010'un ilk yarısında 95.9 milyar TL borç ödeyecek ve bunun için aynı miktarda borçlanacak. Bankalar ise bu kadar borçlanmayı karşılayamayacağı itirazında bulundu. Hazine ile dün yapılan borçlanma programı toplantısına katılan bankacılardan edinilen bilgiye göre bankaların çekimserliğinin arkasında faizin çekiciliğinin azalması yatıyor. Bankacılar, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde sona yaklaştığını, yüksek borçlanma ve bütçe açığı ile IMF belirsizliğinin bankaların tahvil iştahını azalttığını söyledi. Toplantıdaki tedirgin hava bono piyasasına da yansıdı. Hazine ve banka yetkilileri arasında tartışmaların ortaya çıktığı yönünde çıkan söylentilerle birlikte özellikle bir yabancı bankadan gelen satışlar diğerlerini de peşinden sürükledi. Borsa ve döviz piyasasındaki olumlu havaya rağmen gösterge sabah açılıştan saat 14.00'e kadar yerinde sayar tahvilin faizi öğleden sonra 0.3 puan yükselerek yüzde 8.48'e kadar çıktı. Bazı bankacılar ise toplantıyı satışa bahane olarak kullanıldığını iddia etti.
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/10/24

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

IMF ile daha hızlı büyürüz

28/10/2009 · Kategori: finans

IMF ile daha hızlı büyürüz

Devlet Bakanı Ali Babacan, müzakerelerin sürdüğü IMF ile anlaşma olursa, buradan gelecek kaynakla büyüme hızının olumlu etkileneceğini söyledi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan “IMF ile bir anlaşma yapar, bunlardan ilave bir kaynak kullanırsak bu Türkiye’nin büyüme hızını olumlu etkileyecektir. Genel olarak risk primini de bir miktar daha aşağıya çekecektir. Bugün için olmazsa olmaz diyeceğimiz noktada değiliz” dedi. Babacan, NTV’de katıldığı söyleşide gazetecilerin sorularını yanıtladı. IMF ile bir anlaşma yapılmasının gerekli olup olmadığına ilişkin soru üzerine Orta Vadeli Programı açıkladıklarını anımsatan Bakan Babacan, bu program zemininde anlaşmaya varılması halinde, bir stand-by anlaşması yapılmasının mümkün olabileceğini kaydetti. Bunun yapılıp, yapılmamasının müzakerenin seyrine bağlı olduğunu ifade eden Babacan “Şu anda hâlâ o noktadayız. Müzakereler teknik düzeyde devam ediyor. Herhangi bir yeni gelişme olursa da açıklayacağız” dedi.

DAHA İYİ OLACAK

Orta Vadeli Program’ın kendi içerisinde tutarlı ve Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde devam edebileceği bir program olduğuna vurgu yapan Babacan “Ancak, eğer IMF ile bir anlaşma yapar, bunlardan ilave bir kaynak kullanırsak bu Türkiye’nin büyüme hızını olumlu etkileyecektir. Genel olarak risk primini de bir miktar daha aşağıya çekecektir. Bugün için olmazsa olmaz diyeceğimiz noktada değiliz. Türkiye bu noktaya gelmiştir” diye konuştu.

Amacın Türkiye ekonomisini mümkün olan en hızlı şekilde zor dönemden, normal döneme taşıyabilmek olduğunu belirten Babacan “Eğer bu gayretimizle IMF ile yapacağımız bir anlaşma bize yardım edecekse, bu gayretlerimizi destekleyecekse, bu anlaşmanın Türkiye için iyi olacağını da düşünüyoruz. Ama dediğim gibi, şart değildir. Olmazsa olmaz noktasında değildir. Ancak yaparsak daha da iyi olacağını düşünüyoruz” dedi. • EKONOMİ SERVİSİ

Avrupa’da en hızlı büyüyen ülke olacağız  

Büyümeye ilişkin bir soru üzerine Babacan, bu sene sonunda büyüme rakamının eksi yüzde 6 olacağı beklentisi içerisinde olduklarını kaydetti. 4. çeyrekte artıya dönme ihtimalinin oldukça büyük göründüğünü belirten Babacan şunları kaydetti: “Yani bu yıl ortalamamız eksi 6. Ama yıl içerisinde artık ikinci çeyrekten itibaren de ciddi bir toparlanmayı beraberinde görüyoruz. Gelecek sene yüzde 3.5 büyüme. Çünkü ağırlıklı olarak ihracat pazarlarıyla ilgili sorunlar gelecek senede pek gidecek gibi görünmüyor. Yani yüzde 3.5 büyüme aslında Avrupa’ya bakacak olursak iyi bir oran. Yani Avrupa’da gelecek sene Türkiye hemen hemen en hızlı büyüyen ülke olacak. 2010 yılı sonu geldiğinde büyüme rakamlarına baktığımızda, gelişmekte olan Avrupa ülkelerine baktığımızda, yani Doğu Avrupa’ya ya da Batı Avrupa’ya baktığımızda Türkiye ya birinci ya ikinci sırada olacak.”

Erken seçim kararı yok

2010’da erken seçim senaryolarının bulunup bulunmadığına ilişkin bir soru üzerine de Babacan “Şu anda böyle bir planımız yok. Hükümet olarak 2010 yılıyla alakalı (erken seçimle ilgili) kesinlikle herhangi bir öngörümüz yok. 2011 Temmuz’da seçim” dedi.

http://www.stargazete.com/ekonomi/imf-ile-daha-hizli-buyuruz-haber-221094.htm

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

« Önceki ::

Son Yazılarım

Kategorilerim


Genel Genel

ShoutMix chat widget

Arkadaşlarım

Bağlantılarım